Tarihin Tanıklığında Aliya ve Bosna Hersek

11 Mayıs 2018

Aliya İzzetbegoviç, Bosna Hersek halkı için verdiği mücadele ve İslâm düşüncesine yaptığı katkılar bağlamında, Dünden Bugüne Bosna Hersek ve Aliya İzzetbegoviç Uluslararası Sempozyumu’nda anıldı. 

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, Gaziosmanpaşa Belediyesi ve Bosna Hersek Dostları Vakfı iş birliği ile bağımsız Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı olan Aliya İzzetbegoviç’in ülkesi için verdiği mücadele, İslâm düşünce tarihine geçen fikirleri ve Bosna Hersek’in tarihteki yeri farklı disiplinlerden konuşmacılar tarafından kapsamlı olarak ele alındı.

Gaziosmanpaşa Belediyesi ev sahipliğinde 10 Mayıs’ta başlayan sempozyumun açılışında kürsüye çıkan ilk isim Bosna Hersek Dostları Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Erdem, kullanım süresi çoktan dolmuş bir anlaşma olarak adlandırdığı Dayton Anlaşması’nın yok hükmünde sayılıp yerine hakka ve adalete dayalı bir devlet yapısının koyulması gerekliliğini ifade ederek, bu işi üstlenecek tek ülkenin Türkiye olduğunu kaydetti.

“Bosna Savaşı 100 yılın turnusol kâğıdıdır”

Bosna Savaşı’nın yüz yılın turnusol kâğıdı görevi görmüş önemli olaylarından birisi olduğuna dikkat çeken Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Duman, dünyanın, kendi medeniyetine mensup olmayan bir halkın Avrupa’nın ortasında yok edilmek istendiği bir savaşı film seyreder gibi seyrettiğini, ardından Dayton anlaşmasıyla zorunlu bir rızanın ortaya çıkarıldığını ifade etti.

Dayton Anlaşması’nın bir insanlık ayıbı tablosu olduğunu söyleyen Duman, “Bosna şimdi ne durumdadır? Aliya’nın vefatının üzerinden 15 yıl geçti. Bu dönem içinde siyasi, kültürel, ekonomik yönden ne tür gelişmeler yaşandı, görmek, izlemek ve bu soruları sormak durumundayız. Bu soruların cevaplarını verebiliyor muyuz, daha da önemlisi böyle sorular soracak durumda mıyız? Bunların gözden geçirilmesi Bosna’nın geleceği için hayati önem taşıyor. Bu tür toplantılar siyasi çalışmalar zemin hazırlayacaktır. Bu nedenle sempozyumu çok önemli buluyorum.” diye konuştu.

Atatürk ve Aliya benzerliği

Bosna Hersek İstanbul Başkonsolosu Began Muhic, Bosna Hersek’in 1995 yılına kadar çok ağır şartlardan geçtiğini hatırlatarak, “Türkiye’nin bağımsızlığı nasıl Mustafa Kemal Atatürk ile özdeşleşmişse Aliya İzzetbegoviç de Bosna Hersek’in bağımsızlığı için aynı anlama gelir.” dedi.

Daha önce katıldığı bir etkinlikte iki fotoğraf gördüğünü anlatan Muhic, “Atatürk ve İzzetbegoviç yan yanaydı. ‘Eğer Mustafa Kemal olmasaydı Batılı işgalciler Türkiye’den bertaraf edilemezdi. Aynı şekilde İzzetbegoviç olmasaydı Bosna Hersek diye bir devlet de olamazdı.’ Bu cümleyi ABD’li diplomat Richard Holbrooke, Dayton Anlaşması sırasında söylemişti.” ifadelerini kullandı.

“Bosna Hersek, Batı ve İslâm dünyası arasında köprüdür”

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı İsmail Gerçek ise Bosna Hersek’in jeopolitik ve stratejik önemine vurgu yaparak, Hristiyan Batı ve İslâm dünyası arasında bir köprü olduğunu söyledi.

Bosna Hersek’in Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç ile anıldığını hatırlatan Gerçek, “O dönemi düşündüğümde bende iki zıt kavram oluşur. Bunlardan biri katliam ile soykırım, diğer taraftan tam bunun karşısında İslâm’ın ve insanlığın evrensel değerlerini temsil eden bir şahsiyet olan Aliya İzzetbegoviç. Bosna halkı, son yüz yılın en belirgin zulmüne, katliamına uğramıştır. Tarihin bile bunu yazması zordur. Ama bu soykırım ve zulüm karşısında Aliya İzzetbegoviç’in, ‘Biz onlara benzeyemeyiz, bizim temel İslâm ve insani değerlerimiz var, bunun dışına çıkamayız’ sözü aslında dünyaya bir insanlık dersi vermiştir. Bu sempozyum ile Bosna Hersek’in tarihini, sosyolojik durumunu ve geleceğe dönük beklentilerini tartışacağız ve somut kararlar çıkmasına vesile olacağız.” diye konuştu.

“Amacımız kültürel köprüyü güçlendirmek”

Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hasan Tahsin Usta, iki ülke arasındaki ilişkilerden söz ettiği konuşmasında ülkeler arasındaki köprüleri güçlendirmeyi amaçladıklarını belirterek, “Bu sempozyuma onlarca akademisyen ve yurt dışından misafirlerimiz iştirak ediyor. Amacımız, bugüne kadar tam anlamıyla kavrayamadığımız kültürel köprüyü güçlendirmek. Buradaki akademisyenlerimizle birlikte Bosna Hersek kültürünü, Aliya İzzetbegoviç’in kültür mirasını anlamak ve gelecek nesillere taşımaya çalışmak en büyük hedefimiz.” dedi.

“Aliya tüm İslâm dünyasına mesaj verdi”

Açılış konuşmalarının ardından başlayan açılış oturumunda Saraybosna’nın kuruluşuyla ilgili yeni tespitler ve Aliya’nın Bosna görüşü konuşuldu. Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, Aliya’nın neden bilge kral olarak adlandırıldığına dair bir tespitte bulundu. İslâm dünyasının 200 yıldır kaht-ı rical devrini yaşadığını, yani sınırlı sayıda insanın İslâm dünyasının problemlerine çözüm aramak için fedakârlık yaptığını dile getiren Kurşun, “Sayabileceğimiz bazı insanlar var ama bir bütün olarak, sistematik bir şekilde bütün İslâm dünyasına doğrudan doğruya ilham olacak, İslâm dünyasının temel problemlerine bütüncül bakacak çok az düşünürümüz ve uygulayıcımız olmuştur. Bu açıdan tarihimize baktığımızda Aliya’nın “bilge” unvanını almasının çok büyük anlamı vardır. Çünkü o Osmanlı sonrası birçok yerde ortaya çıkan çeşitli problemlerden dolayı ya da hemen Osmanlı’nın son günlerindeki mahalli liderler gibi davranmamıştır. Lokal problemleri çözmek için Arap ülkelerinde ortaya çıkan insanlar oldu, onların da gayretlerini takdir ediyoruz fakat küçücük bir mekândan bütün İslâm dünyasına mesaj verebilecek kaç liderimiz var?” değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul Aydın Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Şahin, şehircilik tarihi bağlamında Saraybosna’nın tarihi değeri üzerine konuşarak, coğrafi konumu nedeniyle taşıdığı stratejik önemi ve şehrin fiziki ve sosyal yapısını şekillendiren eserleri üzerinde durdu. Şahin, alışveriş yapılan şehrin ortasındaki pazar yerinin insanları birleştirici bir görev de üstlendiğini, Saraybosna Sancak Beyleri İsa Bey ve Hüsrev Bey zamanında inşa edilen dini ve sosyal yapılarla Saraybosna’nın Osmanlı şehircilik anlayışında vakıf şehir özelliği gösteren önemli bir yerleşim olarak tarihteki yerini aldığını sözlerine ekledi.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi İslâmi İlimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cemalettin Latiç, Aliya ile dostluğundan söz ederken onun Bosna sevdasının boyutlarını da anlattı.

“Aliya ilhamı İslâmiyet’te buldu”

Aliya’nın Bosna görüşünün Fatih Sultan Mehmed’in millet sisteminin devamı olduğunu kaydeden Latiç, “Fatih döneminde farklı dilden, dinden milletler birlik içinde yaşıyordu. Aliya da onun düşüncesini takip ederek, ‘Müslümanlar, Hristiyanlar ve Yahudiler bir arada huzur içinde yaşayabiliriz.’ dedi. Tüm dinler uluslararası barışı oluşturabilir çağrısında bulundu. Çünkü o farklılığımız zenginliğimiz olsun diyerek ilhamı İslâmiyet’te buldu.” dedi.

Dayton Anlaşması’nın ülkeye getirdiği ağır yüklerin Hırvatları ve Sırpları da etkilediğini, hiçbirine mutluluk vermediğini söyleyen Latiç, ikinci bir anlaşma için Türkiye’nin önderliğine ihtiyaçları olduğunu vurguladı.

Bosna’nın Avrupa’da yer alsa bile Müslümanların bir parçası olduğunu belirten Latiç şöyle devam etti: “Bosna Hersek milleti, ümmetten ayrılırsa yok olacaktır. Bosna ancak Türkiye emanetliğinde ümmetin parçası olarak kalacaktır. Aliya ölmeden bir gün önce Bosna’yı Recep Tayyip Erdoğan’a emanet etmiştir. Bu yüzden biz Türkiye’nin birleştiriciliğinde merhamet ve adaletle yürüteceğimiz kendi siyasetimizi yürürlüğe koymak istiyoruz.”

Dünden Bugüne Bosna Hersek ve Aliya İzzetbegoviç Uluslararası Sempozyumu, diğer oturumlarıyla Gaziosmanpaşa Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi’nde devam etti. Konuşmacılar altı oturumda, Aliya İzzetbegoviç ve Mücadelesi, Bosna Hersek’in Yakın Tarihi, Uluslararası Hukuk Bağlamında Bosna Hersek, Aliya’nın Şahsiyeti, Eserleri ve Fikirleri gibi başlıklarda bildirilerini sundu. 

Bize Sorun

Üniversitemiz hakkında merak ettiğiniz veya bilgi almak istediğiniz konuları “BİZE SORUN” aracılığı ile yazılı ortamda öğrenebilirsiniz. Yapmanız gereken sadece formu doldurup göndermek.

S.S.S

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 2010 yılında kuruldu. Fatih Sultan Mehmet Han Vakfı, Sinan Ağa bin Abdurrahman Vakfı, Nurbanu Valide Sultan Vakfı, Hatice Sultan Vakfı, Abdullahoğlu Hacı Abdülaziz Ağa Vakfı olmak üzere 5 kurucu vakfın gelirleri ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürüyor.

Üniversiteyle ilgili tüm soruların yanıtlarına 0212 521 81 00’dan ya da fsm@fsm.edu.tr adresine e-posta gönderilerek ulaşılabilir. Ayrıca sosyal medya hesaplarından da tüm sorular yanıtlanıyor.

Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi’nde eğitim dili Türkçedir. İslâmi İlimler Fakültesi’nde eğitim dili Arapça, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi, Mühendislik Fakültesi ve Psikoloji Bölümünde ise %30 İngilizcedir.

Eğitim ücretlerindeki artış Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Üretici Fiyat Endeksi’ne (ÜFE) göre belirlenmektedir.

Öğrencilerin derslerin tamamına devam etmesi esastır. Teorik derslere %70, uygulamalı ve laboratuvar derslerine %80 devam etmek zorunludur.

Üniversitede çift anadal programı mevcuttur. Öğrenciler çift anadal programına, eğitim gördükleri anadal lisans programında en erken üçüncü yarıyılın başında, en geç ise beşinci yarıyılın başında; anadal ön lisans programında en erken ikinci yarıyılın başında, en geç ise üçüncü yarıyılın başında başvurabilir. Öğrencinin çift anadal programına başvuru yapabilmesi için anadal programında aldığı tüm dersleri başarıyla tamamlamış olması, başvurusu sırasındaki genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 3.00 olması, anadal programının ilgili sınıfında başarı sıralaması itibarı ile en üst %20 içerisinde bulunması ve başvurulan programın varsa özel koşullarını (yabancı dil yeterliliği, başarı sıralaması koşulu gibi) sağlaması gerekmektedir. Çift anadal programına kabul edilen öğrencilerden ayrıca bir ücret alınmaz. Ancak anadal programından mezun olduktan 2 yıl sonra ÇAP programındaki öğrenimini tamamlayamayan öğrencilerden ÇAP programının kalan öğretim süresinin ücreti alınır.

Üniversitede güz ve bahar yarıyıllarına ilave olarak yaz okulu açılabilir. Yaz okulu süresi kayıt ve sınav dönemleri hariç 7 haftadır. Yaz okulunda açılacak derslere kayıt yaptırmak, öğrencinin isteğine bağlı olup zorunlu değildir. Yaz okulu ücretleri, alınacak olan dersin AKTS değeri ile birim AKTS ücretinin çarpımı ile belirlenmektedir.

Üniversitemizde öğrenciler, kurum içi yatay geçiş ile bölüm değiştirebilmektedir. Kurum içi yatay geçiş iki şekilde yapılmaktadır. 1. Merkezi Yerleştirme Puanı ile: Başarı koşullarına ve program eşdeğerliliğine bakılmaksızın, öğrencinin üniversitemize kayıt yaptırdığı yıl aldığı puanlara göre yapılan değerlendirmedir. Kayıt olduğu yıl alınan merkezi yerleştirme puanları, yatay geçiş yapmak istenilen programın o yıl oluşan taban puan türüne eşit ya da yüksek olmalıdır. Taban puanı yeterli olan her programa yatay geçiş için başvuru yapmak mümkündür. 2. Ağırlıklı Genel Not Ortalaması İle: Öğrenciler, kayıtlı oldukları bölümlerin eşdeğeri olan bölümlere kurum içi yatay geçiş için başvurabilirler. Kurum içi yatay geçiş için öğrencilerin, kayıtlı olduğu programda aldıkları tüm derslerden başarılı olmaları ve bitirmiş olduğu dönemlere ait genel not ortalamasının 4.00 üzerinden en az 2.00 olması şarttır. Ön lisans diploma programlarının ilk yarıyılı ile son yarıyılına, lisans diploma programlarının ilk iki yarıyılı ile son iki yarıyılına yatay geçiş yapılamaz. Kurum içi yatay geçiş yapan öğrenci mevcut bursundan yararlanamaz. Ancak kurum içi yatay geçiş yapan öğrencilerin, ilgili puan türündeki taban puanı, başvuru yaptığı programın Üniversiteye Giriş Bursu dilimlerinden herhangi birine yeterli gelmesi halinde, ilgili burs diliminden faydalanır.

Öğrencilerin, akademik ve idari personelin eğitim ve araştırma ihtiyacını karşılamak amacıyla üniversitede 6 kütüphane mevcuttur. Merkez kütüphane Türk Hava Yolları Kütüphanesi adıyla Topkapı Yerleşkesi’nde yer alıyor. Tüm yerleşkelerdeki tam donanımlı kütüphanelerde farklı dillerde toplam 90 bin kitap, 245 bin elektronik kitap, yüzlerce dergi, veri tabanı, günlük gazete ve film arşivi kullanıcılara sunuluyor. Kütüphanelerde ağırlıklı olarak Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İtalyanca ve İspanyolca yayınlar mevcut. Kullanıcıların bilgi ihtiyaçlarını mümkün olan en kısa sürede ve en üst düzeyde karşılamak, eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma-geliştirme faaliyetlerinin alt yapısını oluşturmak amacıyla kütüphanelere satın alma ve bağış yoluyla eserler kazandırılıyor. Üniversite bünyesinde koleksiyon eserler de bulunuyor. Kaynaklar açık raf sistemiyle kullanıma sunuluyor. Kaynakların ödünç verilmesi, kitap siparişi gibi hizmetler profesyonel bir kadro tarafından yönetiliyor. Kütüphaneler sınav dönemlerinde 7/24 hizmet veriyor.

Öğrenciler bilgisayar laboratuvarları ve kütüphanelerdeki bilgisayarlar aracılığıyla internetten yararlanıyor. Ayrıca tüm yerleşkelerdeki kablosuz ağ bağlantısıyla da her yerden internete erişim sağlanıyor. Öğrencilerin baskı ihtiyaçlarını karşılayacak fotokopi merkezleri de yerleşkelerde hizmet veriyor.

45 öğrenci kulübü var. Kültür, sanat, spor, bilim alanlarında faaliyet gösteren kulüplerde sempozyumlar, konferanslar düzenleniyor, sosyal sorumluluk projeleri geliştiriliyor, ilgi alanlarına yönelik kurslar açılıyor.

Üniversiteye bağlı öğrenci yurdu bulunmuyor. Üniversiteye şehir dışından gelen öğrencilere tanıtım günlerinde, üniversiteye yerleşen öğrencilere kayıt döneminde yurtlarla ilgili bilgilendirme yapılıyor ve öğrenciler kurumsal yapıya uygun yurtlara yönlendiriliyor.

Tüm yerleşkelerde yemekhane ve kantin mevcuttur. Yemekler temizlik ve hijyen kuralları gözetilerek gıda mühendisinin ve sağlık personelinin gözetiminde usta aşçılar tarafından pişiriliyor. Öğrenciler ücret karşılığında yemekhane ve kantinden yararlanabiliyor.

Üniversitemiz uluslararası denkliğe sahiptir. Tüm mezun öğrencilere aldıkları derslerin ve notlarının Avrupa Eğitim Sistemindeki karşılığını gösterir nitelikte Diploma Eki düzenlenmektedir.

Değişim programı süresi içinde öğrencinin üniversitedeki kaydı devam eder ve bu süre öğretim süresinden sayılır. Öğrencinin değişim programında aldığı derslerin intibakları, kayıtlı olduğu birimin yönetim kurulu kararı ile yapılır.

Uluslararası öğrencilerin kabulü, ilgili mevzuat hükümlerine göre yapılır. Hangi programlara yurt dışından öğrenci kabul edileceği, bunların kontenjanları, başvuru tarihleri ve ödeyecekleri ücretler Senato kararı ve Mütevelli Heyet onayı ile belirlenir. Detaylara iro.fsm.edu.tr/ adresinden ulaşılabilir.